CHP Afrin'e girilmesini neden istemiyor?
Hamza Mercanoğlu

CHP Afrin'e girilmesini neden istemiyor?

       

Hiçte zor bir sual değil! Cevabını bilmek için kâhin olmak gerekmiyor. Zira CHP’nin son yıllarda geçirdiği evrime baktığınızda, hem bu sorunun cevabını ve hem de bu Partinin gelecek vizyonunu net bir şekilde görebilirsiniz.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına nasıl geçtiği malum! CHP için kırılma anıda o andır! Yani Deniz Baykal’ın bir otel odasında röntgenlendiği ve kayıt altına alındığı an…

Sonrasında Gezi kalkışması, 17-25 Aralık derken, peşinden 15 Temmuz darbe girişimi! Kılıçdaroğlu yönetiminde CHP tüm bu olaylarda taraf oldu. Taraf olmaklığı, muhalefet olmasının gereğidir elbette. Ancak, CHP ve Kılıçdaroğlu, işbaşına geldiği günden bu yana hep “Gayri Milli” tarafın safında yer tuttu. 17-25 Aralık’ta FETÖ’cülerin yanında yer alarak, bu örgütün yayın organlarında sıkça boy gösterdi! Devlet bu kanallara ve Gazetelere el koyarken, Milletvekillerini bu örgüte destek amacıyla oralara gönderdi! 15 Temmuz gecesi izlemeyi yeğ tutarak geceyi televizyon başında geçirdi. Her şey olup bittikten sonra kerhende olsa bir açıklama yaparak darbeye ve darbecilere karşı olduğunu söyledi! Yenikapı ruhuna ihanet etti! Hendek olaylarında PKK’lılar için “Arkadaşlar” ifadesini kullandı. Sözde adalet yürüyüşünde DHKPC marşıyla yürüdü! Ve şimdi aynı Kılıçdaroğlu “Afrin şehir merkezine girilmesini doğru bulmuyorum” diyor.

Bu beyan elbette şaşırtmadı. Daha fazlası olsaydı, yine şaşırtmayacaktı! CHP’nin stratejisi nedir ve Afrin meselesine neden karşı sorusunun cevabı, Kılıçdaroğlu’nun, kendisini partinin başına getiren güçlerle alakası var! 2019 seçiminde umut vaat etmeyen Kılıçdaroğlu’lu CHP için yeni formül “Kürt kartı”

Sahillere sıkışıp kalan ve Anadolu seçmeninden oy alma ihtimali giderek yok olan Emperyalist güçler, CHP’nin mutlak surette başarılı olması için tüm imkanları ve kumpasları tezgahta pazarlamaya başladılar ve bu seçime kadar da devam edecek. İşte bunlardan bir CHP’nin HDP le birlikte söylem ve eylem birliği yaparak, “Kürtçülük ajitasyonları” eşliğinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ciddi bir oy potansiyeli elde etme çabasıdır. HDP’mi CHP’lileşecek, yoksa, CHP’mi HDP’lileşecek derseniz, benim tercihim ikinci şık olacaktır.

Zaten yakın tarihte CHP Milletvekillerinin gerek söylemleri ve gerekse PKK’lı terörist cenazelerine katılmaları, çok yakın zamanda İstanbul İl Başkanlığına getirilen Canan Kaftancıoğlu’nun sosyal medya paylaşımları ve geçen hafta CHP Kurultayı sonrası PM’ne getirilen isimlerden Sera Kadıgil’in gayri milli ve anti manevi paylaşımları, CHP’nin çoktan kendi ekseninden çıktığını ve bambaşka bir kimliğe büründüğünü göstermektedir.

Özetlersek, CHP kuruluşundan bu yana her ne kadar “Gayri dini” bir parti ise de, içerisinde Milli değerleri kısmen olsa da barındırıyordu. Şimdi ise, tamamen Emperyalist küresellerin menfaat ve çıkarlarına odaklanmış, “Gayri dini ve gayri milli” bir CHP tam karşımızda durmaktadır.

Geçtiğimiz hafta Akit TV’de usta gazeteci –moderatör Sabri Balaman’ın sunduğu “Ters Kutuplar” programında, gerek Afrin ve gerekse CHP’ye ilişkin bir çok hususu konuştuk. Çok verimli bir program olduğunu düşünüyorum. Başarılı bir program yapımcısı olan Sabri Balaman’ın zekice soruları eşliğinde güzel bir program ortaya çıktı. Bu hususta fikirlerimizi merak eden okuyucularımız kanalın internet sitesinden izleyebilirler.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500