Medeniyet şehri Mardin
Sabiha Doğan

Medeniyet şehri Mardin

Bu içerik 207 kez okundu.
   

Mardin, birçok açıdan örnek gösterilecek bir şehir. Kadimliği, tarihe beşik etmişliğiyle birlikte farklılığın, beraberliğe mani oluşturmadığına dair somut bir numune… Dini, etnik ve kültürel çeşitliliğine eklemlenen hoşgörüsü ve saygısı takdire şayan!

Geçen hafta sonu Milat gazetesinin zengin bir kadrosu ile şehre konuk olduk. “İkinci Kurtuluş Mücadelesi 15 Temmuz” konulu panele verilen destek, gösterilen ilgi milli dinamiklerin canlılığına ilişkin önemli bir ipucuydu zaten!

Kiliseleri, camileri ile bütünlük mesajını veren şehrin şanslarından biri de sosyal politikaları ve insanı önemseyen mülki idare amirlerine sahip olmaları. Eşleriyle beraber yığınla sosyal proje geliştirmiş, insanların kalplerine ve hayatlarına dokunmayı başarmışlar.

Devam eden ve gelecekte planlanan etkinliklerden bahsederlerken gözlerindeki heyecanı, ışıltıyı fark etmemek mümkün değil!

Özellikle kadınlar ve gençlerin sosyal hayata kazandırılması için yığınla etkinlik yapılmış ve yapılması düşünülüyor. Şehirde çiçek diken kadın belediye işçilerini görmek de ayrı bir güzellikti tabii…

Beş altı yıl önce de ziyaret ettiğim şehirde dikkatimi çeken bir unsur çarşının tenhalığı, turistlerin az olmasıydı. Yanılmamışım.

Hendek olayları sırasında köylerden merkeze göç olduğu gibi şehirden de batıya kaçış yaşanmış. Turist sayısı düşmüş ve bir daha eski haline dönmemiş.

Daha evvelki yıllarda turizm sektöründen nasiplenen ve buna göre yatırım yapan yerli halk terör olayları sebebiyle umduğunu bulamamış.

Özgün mimarinin korunduğu kadim şehrin turizm sektörüne uygun dönüştürülmesi terörün azalttığı turist sayısını artırmayı başaramamış. Buna bağlı bir ekonomik kayıptan bahsedebiliriz.

Gündüzün mistik ve otantik havası gece farklı bir çehreye bürünüyor. Gerdanlık denilen mevkide eski Mardin’in ışıkları parlarken tarihe tanıklığını bir kez daha hatırlatıyor.

Mihmandarlarımız karşıdaki bölgeyi göstererek “Burası Suriye.” diyor. Aşağıdaki alana işaret ederek de “İşte Mezopotamya ovası!” dediler.

“Elin ABD’lisi taa nerelerden bu topraklara gelip savaşıyor Hocam!” dedi genç Mardinli, içinde her tür ünleme dair iz bulacağımız bir ses tonuyla! Cevap vermeye bile lüzum gerekmezdi değil mi?

Mardin’deki önemli duraklarımızın biri de 24 saat açık olan ve nöbet tutulan Kudüs çadırıydı.

Şehrin STK’ları bir araya gelmiş ve Kudüs davasına destek olmak için ortak bir karar almış. Meydandaki parkta kurdukları çadırda genç adamlar, kadınlar ve çocuklar varlıklarıyla yeterince mesaj veriyorlardı. Geceleri de sırayla nöbet tutuyorlardı.

Kudüs meselesinin böyle bir bütünleşmeye, ortak iradeye yol açması İslam kardeşliği adına sevindiriciydi elbette! Bu birleşmenin nüvelerinin Mardin’de ortaya çıkması ise hiç şaşırtıcı değildi! Görünen o ki kadim şehrin diğerkâm insanlarının örnekliği çok yönlü olmaya devam edecek ve sadece bunlarla sınırlı kalmayacak…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500